Sayfalar

24 Eylül 2015 Perşembe

Yaşlı Bilge Satürn'ün Biz Ölümlülerle Sınavı (Yonca OLAMAZ)

ZOR OLAN ÖĞRETMEN OLMAK MIYDI? YOKSA ZORLUK ÖĞRENMEKTE  MİYDİ?

Tüm korkutucu ve endişe uyandırıcı ihtişamıyla sınıfa girmişti. Her hali bilgelik, kusur kabul etmeyen, uyaranlarla dolu biriydi. Hani bakarsanız yaşlı olmasına rağmen gayet vakur, başı önünde ama dik duruşlu, gözlüğünün üstünden baktığında daha da ürkütücü olan bir hali vardı. Hedefi öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirmek ve hayata kazandırmak olmasına rağmen, pek de sevildiği söylenemezdi. Bu durumu umursuyor mu veya kanıksıyor mu bilinemezdi ama bir görevi vardı ve yerine getirmeliydi. Ve öyle de yapıyordu.
Öğrencilerine dersin müfredatını sene başından vermiş ve hiçbir fire vermeden tüm derslerine gelmiş, en mükemmel şekilde sınav zamanına öğrencilerini hazırlamıştı. Ancak ders yılı başında sınavın tarihini hiçbir zaman söylemeyeceğini ve her an sınava hazırlıklı olmaları gerektiğini de öğrencilerin ısrarla zamanı öğrenmek istemelerine rağmen söylememişti. Çünkü her an hazırlıklı ve çalışmış olmalarının gerektiğini biliyor ve öğrencilerinin de bunu anlamalarını sağlamaya çalışıyordu. Hatta öğrencilerine gerektiği gibi çalışıp hazır olurlarsa, her geçtikleri sınavın bedelinin ödüllendirileceğini, ancak geçemeyenlerinde cezalandırılacağını da birçok kez bildirmişti.
Dersler işleniyor, her ders öğretmene karşı hem korku hem saygı karışımı bir haleti ruhiye sarıyordu öğrencileri. Acaba ne zaman sınavlar olacaktı? Halbuki her zaman sorularla sınanıyorlardı ama farkında değillerdi. Ve yaşlı öğretmen o gün oldukça farklı bir tavırla sınıfa girdi, öğrencilerine sınav kağıtlarını dağıttı ve soruları yanıtlamalarını istedi. Öğrencileri bir telaş sarmıştı ve beklemedikleri bir anda sınav oldukların düşünüyorlardı, üstelik çok da kızgınlardı. Oysaki ders yılı başında her an hazır olmaları gerektiğini yaşlı bilge öğretmen defalarca vurgulamış ve hazır olmaları için hazırladığı soruları zaman zaman öğrencilerine sorarak da onları hazırlamıştı. Aslında soruların hiç biri bilmedikleri yerden gelmemişti. Kimi öğrenci sürekli müfredatı ve dersleri takip etmiş oldukları için hazırdılar, ancak kimisi durumu bilmelerine rağmen kendilerini ne derse odaklamışlardı ne de sınava hazırlardır.
Ve sınav bitmiş sonuçlar için o ölüm kokan sessizlikle bekleme haline geçilmişti. Ancak yaşlı ve bilge öğretmen, ketum halinden zerre taviz vermiyor, sınav sonuçlarını tıpkı sınav zamanı gibi bir türlü açıklamıyordu. Derslere devam ediliyor ve bu süreçte sorularla öğrencilerini tekrar tekrar sınava hazırlıyor, sınavlar yine beklenmedik zamanda oluyordu. Duruma daha çok öğrenci vakıf olmaya başladığından başarılı öğrenci sayısı da artmaya başlamış ve öğretmene daha çok saygı duyulmaya başlanmıştı. Kendi rahatından taviz vermek istemeyen, çalışmaktan kaçanlar, rutinini değiştirmek istemeyenler ise teker teker dökülmeye devam ediyorlardı.
Yıl sonu gelmiş birkaç sınavdan geçmiş olan öğrencilerin çoğu toy hallerinden çıkmış ve daha bilinçli olarak konuya hakim olmaya başlamışlardı. Tabii yine bir kaçının dışında. Kimisi de sadece vakıf oldukları zannındaydılar. Yaşlı bilge artık bir daha geri dönmemek üzere o yılı bitirmek adına sınav sonuçlarını okumuş ve öğrencilerine bildirmek için son kez sınıfa girmişti. Sisteme uymuyor, sistemi kendi kurallarına göre resmen yönetiyordu ve sistem bir nevi ona mecburdu. Çünkü sistemleştirmek onun görevlerinden biriydi. Evet sınav sonuçlarını yıl sonuna bırakmıştı ve dönemler içinde hatta kimi öğrencilerini sonucu açıklamaya gerek duymadan bir üst sınıfa dahi geçirmişti. Bu geçebilen öğrenciler mükafatlarını diğerlerinden önce almaya hak kazanmışlardı. Üst sınıfa geçemeyen diğer öğrenciler için sonucu öğrenme zamanıydı. Ve sonuç açıklanmış birkaç öğrenci kalmış, bir kaçı ise kalmak ve kalmamak arasında sınır bir çizgideyken, diğer öğrenciler ders yılını hak ettikleri ölçüde ödüllerle geçmişlerdi.
Yaşlı öğretmen, bir daha o sınıfa geri dönmemek adına sonuçları okumuştu ama yine de aklı kalıp-kalmamak arasında ki ince çizgide olan öğrencilerindeydi. Öğrencilerinden kimi yaşlı ve tecrübeli öğretmenlerinin geri dönmesini isterken, kimisi de dönmemesi için dua seansları dahi düzenleyecek kadar ondan korkmuş ve kaçmak istemekteydiler. Tüm bunlara karşı öğrencilerini diğer öğretmenlerin ve hayatın anlamsız telaşlarının eline bırakmak istemiyor ve onlara kısa süreliğine bir şans daha vermek istiyordu. Bilge öğretmenin dönüşü çoğu öğrencisine elbette ki şans gibi görünmüyordu. Ancak bu kez kesin ve bir daha dönüşü olmayacak kararlılıkla derslere girecek, cezayı ve mükafatı son kez belirleyecektir.
Bir takım öğrenciler bilge hakkında araştırma yaptıklarından O’nun diğer sınıflarda da aynı şekilde geri dönüşlerinin olduğunu öğrenmişler ve sadece bir kez bunu yaptığını bildikleri için buna hazırlanmışlardı. Diğerleri ise hayatın seyrinde onca zorluklara rağmen çalışmamakta ve anlamamakta ısrarcı olduklarından durumdan bihaber tekrar aynı müfredata hızlandırılmış versiyonu ile tabi tutulmuşlardı. Sistem aynıydı, sınav zamanı belli değildi ancak süre kısıtlıydı bunu bilmeyecek bir durum da yoktu açıkçası.. Verilen dersleri tekrarlayıp, yeterince çalışanlar ve gerekli emeği harcayanlar elbette ki bu kez, belki de diğerlerinden bile üstün bir başarı ile mükafat alabilecek ve bir üst sınıfa geçebileceklerdi. Hatta bir üst sınıfın sınavlarına dahi hazır olabileceklerdi.
Ve geri dönüş gerçekleşmiş, öğrencilerini olası kariyerlerine hazırlamak adına son bir girişimi tekrar kendine vazife edinen yaşlı öğretmen aynı sistemini kısa bir zamana sığdırarak uygulamış, hak edenler hak ettikleri ölçüde gerekenler sağlanmıştı. Bu bilgenin sınavlarını anlayan öğrenciler hayatta kolay kolay elde edilemeyecek olan en büyük zenginliğe yani, bilgeliğe, tecrübeye, anlayış ve farkındalığa sahip olmuşlar, girdikleri her ortamda saygın birer birey olarak hayatlarına kariyerleri her ne olursa olsun devam etmişlerdi. BİR İNSAN İÇİN EN GÜZEL ÖDÜL SAYGIN BİR KİŞİLİĞE VE AHLAKA SAHİP OLABİLMEKTİR..
Yukarıda anlattığım hikaye size mutlak suretle yabancı gelmemiştir. Şöyle bir hayata baktığımızda hepimiz dönem dönem sınavlardan geçiyoruz ve astroloji de bu sınavların başöğretmeni Satürn’dür. Yukarıda yazmış olduğum hikaye de aslında Satürn’ü kişiselleştirerek anlatmaya çalıştım. Bir burca geçiş yapar, o burçta ve doğum haritamıza göre geçiş yaptığı evde bir görevli olarak bizlere dersler verir, sınavlardan geçirir, hayatı haritamıza göre sistemleştirmemiz için yöntemlerle karşılaştırır. Bunu anlayabilen, gerekeni yapıp, tembellik yapmadan, aceleye getirmeden çalışanlar ona göre mükafatı her ne ise alır.
Yaşadıklarını okuyamayanlar, kaçanlar, yüzleşmek istemeyip kolayı tercih edenler ise sadece yerlerinde saymakla kalmaz, üstelik ceza-i müeyyideye tabi tutulurlar. Tekrarlanan sınavlar Satürn’ün geri dönüşlerine ithafen yazılmıştır. Çıkmış olduğu burca tekrar geri dönüşü ise kısa süreli hızlandırılmış ders müfredatını sembolize etmektedir. Yıkıntıları onarmak, onarılmayacak yıkıntıları ise kökten yıkıp yenisini inşa etmek üzere geri dönüş yapar bu yaşlı bilge.
Satürn burç değiştirdiğinde yaşamış olduğu sınavlarda sıkıntı yaşayanlar, tekrar aynı sorunlarla yüzleşmemek için Satürn’ün o burcu terk edişini bir nevi bayram kutlaması haline getiriyorlar ve geri dönmesini asla istemiyorlar. Halbuki hayatımızda sonuçlandırmadığımız, anlamadığımız her ne varsa yüzleşmek durumunda zaten kalacağız. Mars transiti ile bu şiddet içerikli ve eylemsel bir şekilde de gelebilir, kollektiflerin transiti ile köklü sarsılmalar, ani kayıplar, değişimlerle de gelebilir. Bırakalım Satürn görevini yapsın ve bizi neye aymamız konusunda uyarıyorsa ayalım.
Her insanın içinde gerçeklerden kaçmak dürtüsü vardır. Ancak realite neyse kapıyı açmalı ve yüzleşmeliyiz. Elbette ki kolay olduğunu söylemek mümkün değil ama kolay olsa sınav olmazdı ki.. İşlevimiz her ne olacaksa bu bizim olgunlaşmamıza ve anı değerlendirmemize göre belirlenecektir. Dolayısıyla kimimiz kömür madeni, kimimiz elmas, kimimiz ise sadece siyah bir taş olarak hayata devam edeceğiz.
Bazen bizim değil de Satürn’ün bizimle sınandığını düşünürüm. O sadece bir görevliydi sonuçta ve yaradan bizim biz olmamız için elbette bizleri sınavlardan geçirecekti ve bunun için de en başta Satürn’ü görevlendirmişti. Astrolojiyi bilenler haliyle Satürn’ün bu görevinden haberdardı, ancak bilmeyen halk ise başka vesilelerle sınandığını yine biliyordu. Sebepler bitmez Baki olan sınavdır. Yaradan yarattığı kulunu sebepsiz yaratmadı ve evrende var olan hiçbir şey sebepsiz ve görevsiz değildir. Biz insanlar da çeşitli görevlerle Dünya’ya geldik. Sayın başöğretmen Satürn’de görevi ile var edildi. Kısacası biz varız diye o var.
Şimdi soruyorum size en zorlu sınavdan geçen, bunca nefreti kendine çeken 4,5 milyar yaşında olan bu yaşlı gezegenin suçu ne? Hayata geliş sebebimizi bize göstermeye çalışan gökcisimleri sadece birer araçtırlar ve evrende var olan her şey insanoğlunun emrindedir. Evrenin sesini dinlemeyi, işaretleri okumayı öğrenmek umuduyla..


YONCA OLAMAZ (ASTROYONCA)
İLETİŞİM
0532 159 8623
http://www.astroyonca.com/blog/
astroyonca@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder